Reklam
Tarih : 2026-08-29 10:40:00

Arıkan: Güçlü devlet, güçlü tek adam demek değildir

Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, partisinin Kocasinan İlçe Kongresi’nde yaptığı konuşmada ekonomi politikalarından kamu yönetimine, son dönemdeki operasyonlardan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne kadar çeşitli başlıklarda değerlendirmelerde bulundu.

İktidar cephesindeki “sistem revizyonu” tartışmalarına değinen Arıkan, “Güçlü devlet, güçlü tek adam demek değildir. Güçlü devlet; güçlü kurumlar, güçlü hukuk ve güçlü Meclis demektir” dedi. Arıkan, mevcut sistemin köklü bir reforma ihtiyaç duyduğunu savunarak, “Biz duvara toslayan bu sistemi değiştirecek her adımı müzakere etmeye hazırız” ifadelerini kullandı.

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinde enflasyon, faiz ve vergiyi “AK Parti’nin Ekonomi Üçgeni” olarak nitelendiren Arıkan, “Siyaset işi matematik işidir, millete hizmet işi matematik işidir. Bütün bunların sebebi ‘AK Partinin Ekonomi Üçgeni’dir. Bir köşesinde Enflasyon, bir köşesinde Faiz, bir köşesinde Vergi var. Peki üçgenin tam ortasında kim var? Millet var” diye konuştu.

Enflasyon konusunda vatandaşların yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çeken Arıkan, enflasyon tahminlerinin değiştirilmesini eleştirdi. Arıkan, 2026 yılı için daha önce yüzde 12 olarak öngörülen enflasyon tahmininin yüzde 28’e çıkarıldığını belirterek, “İşte bu yüzden enflasyon en büyük kul hakkıdır. Emeklinin, asgari ücretlinin maaşını daha cebine girmeden gasp etmektir!” dedi.

Faiz ödemelerine de değinen Arıkan, bu yıl yaklaşık 2,7 trilyon lira faiz ödeneceğini belirterek, “Bu gidişata göre; 2027'de 3 trilyon 2028'de, 3,3 trilyon faiz ödemesi yapacağız demektir” ifadelerini kullandı.

Arıkan, Ankara'da haklarını almak için mücadele eden madencilerin toplam alacağının 36 milyon lira olduğunu, buna karşın ülkenin her saat 300 milyon lira faiz ödediğini söyledi ve “İşte kul hakkı budur!” dedi.

Kurumlar Vergisi rekortmenleri listesine de değinen Arıkan, ilk 10'daki kurumların 7'sinin banka olduğunu belirterek, “Sanayicisinin, kazanamadığı bir ülke nasıl kalkınır? Nasıl mazlumlara umut olabilir?” diye sordu.

Vergi yükünü de eleştiren Arıkan, “Araba alırken 1 araba devlete alınıyor, cep telefonuna 4 ayrı vergi veriliyor, mutfak tüpüne ÖTV ödeniyor, tuvalet kağıdına yüzde 20 KDV ödeniyor, çalışanların Maaşı daha eline geçmeden vergisi kesiliyor” ifadelerini kullandı.

Arıkan, ekonomi politikalarına ilişkin değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı:

“İşte AK Parti’nin ekonomi üçgeni budur: Enflasyon vatandaşın cebini eritiyor. Faiz üreticinin belini büküyor. Vergi de geriye kalanını alıp götürüyor.”

AK Parti'nin 25'inci kuruluş yıl dönümü etkinliklerine de değinen Arıkan, 2002 yılında AK Parti iktidara geldiğinde Türkiye'nin dünyada en yüksek enflasyona sahip beşinci ülke olduğunu, bugün de beşinci sırada bulunduğunu öne sürdü.

Arıkan, “Bu Bir iktidarın Yıprandığının Çözüm üretemediğinin Yönetemediğinin En net göstergesidir” dedi.

Saadet Partisi'nin iktidara hazır olduğunu belirten Arıkan, “Biz Hazırız! Kadromuz var, Teşkilatımız var, Projelerimiz var, İlkelerimiz var, Umudumuz var, Heyecanımız var, biz bu işi hallederiz! Hiç kimse endişe etmesin!” ifadelerini kullandı.

Türkiye'deki yönetim anlayışının “lansmanlardan” “operasyonlara” evrildiğini savunan Arıkan, belediye, şirket, dernek, medya ve vakıflara yönelik operasyonlara dikkat çekti.

Arıkan, “Milletin değerlerini sömüren, malına çöken organize bir suç varsa elbette tepelerine binilsin. Kimse bunu reddetmez!” derken, bununla birlikte Türkiye'nin sürekli operasyon gündemi içerisinde tutulamayacağını söyledi.

“Devletin görevi sürekli olağanüstülük üretmek değil, olağan hayatı güvence altına almaktır” diyen Arıkan, Saadet Partisi olarak amaçlarının “Türkiye’de, Hayatı olağanlaştırmak” ve “Hayatı güvence altına almak” olduğunu belirtti.

2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçiş sırasında itirazlarını dile getirdiklerini belirten Arıkan, mevcut yönetim modelinin sürdürülebilir olmadığını savundu.

Arıkan, “Çünkü; 50+1'in dayatıldığı Bütün yetkinin tek elde toplandığı, Meclis'in denetim gücünün zayıflatıldığı, kurumların bağımsızlığının tartışmalı hâle geldiği bir yönetim modeli sürdürülebilir değildir” dedi.

“Güçlü devlet, güçlü tek adam demek değildir. Güçlü devlet; güçlü kurumlar, güçlü hukuk ve güçlü Meclis demektir” ifadelerini yineleyen Arıkan, sistem tartışmalarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Yahu! Araba duvara çarpmış, siz koltuk kılıflarını yenileyelim diyorsunuz. Sistemin asıl problemi, Partili Cumhurbaşkanlığı Sistemidir! Bir cumhurbaşkanının aynı zamanda bir siyasi partinin genel başkanı olduğu, devletle partinin birbirine karıştığı, devlet imkanlarının parti imkanlarına dönüştüğü bir yapıyı ‘makyajlayarak’ kurtaramazsınız. Bu sistemin göstermelik pansuman tedbirlere değil; köklü bir reforma ihtiyacı vardır.”

Arıkan, sistem değişikliği konusunda müzakereye açık olduklarını belirterek üç kırmızı çizgi açıkladı.

Arıkan’ın sıraladığı şartlar şöyle:

1- “Partili Cumhurbaşkanlığı uygulamasına son verilmeli; Cumhurbaşkanı 86 milyonun tamamını kucaklayan tarafsız bir makama çekilmelidir.”

2- “Kuvvetler ayrılığı ilkesi esastan tesis edilmeli; Meclis pasif bir onay makamı olmaktan çıkarılıp gerçek yasama ve denetleme yetkisine kavuşturulmalıdır.”

3- “Yargı bağımsızlığı kâğıt üstünde değil, uygulamada sağlanmalı; mahkemeler iktidarın kalkanı veya muhalefetin tepesindeki giyotin olmaktan çıkarılmalıdır.”

Arıkan, “Bugün Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’dır, yarın başka biri Cumhurbaşkanı olacaktır. Ama; Türkiye Cumhuriyeti kalacaktır. Millet kalacaktır. O hâlde sistemi kişilere göre değil, Hak için millete göre tasarlamak zorundayız. İşte gerçek reform budur” dedi.

Arıkan, iktidara gelmeleri halinde uygulamayacakları politikaları da 10 maddede sıraladı.

Buna göre Saadet Partisi'nin iktidarında;

  1. “Milletin alın terini faizcilere yedirmeyeceğiz.”

  2. “Milletin maaşını kâğıt üzerinde artırıp enflasyonla cebinden geri almayacağız.”

  3. “Bir kişinin yapacağı işe üç makam, üç araç ve üç bütçe tahsis etmeyeceğiz.”

  4. “İşi bilmeyene makam, işi bilene kapı göstermeyeceğiz.”

  5. “Gençlere evlenin deyip yuva kurma hayallerini kira, işsizlik ve hayat pahalılığına kurban etmeyeceğiz.”

  6. “Çocuklarımızı sosyal medya platformlarının ve algoritmaların insafına terk etmeyeceğiz.”

  7. “Bir telefonla değişen, bir talimatla yön değiştiren adalet düzenine izin vermeyeceğiz.”

  8. “Vatandaşın hakkını yıllarca mahkeme koridorlarında bekletmeyeceğiz.”

  9. “Dış politikayı hamasete ve içeride alkış toplamanın aracına dönüştürmeyeceğiz.”

  10. “Devletlerarası ilişkileri liderlerin kişisel dostluklarına veya husumetlerine teslim etmeyeceğiz.”

Arıkan ayrıca kamu kaynaklarının siyasi propaganda amacıyla kullanılmaması gerektiğini savunarak, “Bir de... Vatandaştan vergiyi alıp, o vergiyle vatandaşa reklam verip, sonra da vatandaştan teşekkür beklemeyeceğiz!” dedi.

Arıkan sözlerini, “Yahu hem parayı vatandaş versin hem reklamı vatandaş izlesin hem de alkışı vatandaş yapsın istiyorsunuz! Böyle devlet yönetilmez. Kamu kaynağı iktidarın propaganda bütçesi değildir. O para milletindir! Biz vatandaşın parasıyla vatandaşa reklam yapmayacağız!” ifadeleriyle tamamladı.

  Hibya Haber Ajansı

© Copyright 2026 haberebakhabere.com Tüm Hakları Saklıdır.
Web sitemiz Hibya Haber Ajansı Abonesidir.