Sema Özpekmezci’den Sağlıklı beslenmeye dair ipuçları

Yirmi yedi yaşında Tip 2 Diyabet teşhisiyle karşı karşıya kalan Sema Özpekmezci’nin her okuyana ilham olan sağlıklı beslenme tüyoları, Küsurat Yayınları etiketiyle raflarda yer alan Sema’nın Sağlıklı Mutfağı kitabında.

Yirmi yedi yaşında Tip 2 Diyabet teşhisiyle karşı karşıya kalan Sema Özpekmezci’nin her okuyana ilham olan sağlıklı beslenme tüyoları, Küsurat Yayınları etiketiyle raflarda yer alan Sema’nın Sağlıklı Mutfağı kitabında. Dengeli bir yaşama ortak olmaya hazır mısınız?


İşte Sema’nın Sağlıklı Mutfağı kitabından rafine şekersiz beslenme ve glutensiz yaşam için birbirinden pratik ipuçları!

Rafine Şekersiz Beslenme
Öncelikle benim "cankurtaran" olarak adlandırdığım iki şeyi size anlatmak istiyorum.
Akşamüzeri olup da işyerinde çaylar demlenip herkes çekmecesinden gofretleri, bisküvileri çıkarttıkça benim başyardımcım keçiboynuzu oldu. Küçükken oturduğumuz evin bahçesinde keçiboynuzu ağacı vardı ve bu besin benim için dallardan uzun uzun sarkan ağaç parçalarıydı. İlerleyen yıllarda hayatımda böyle bir yeri olacağını hiç düşünmemiştim.
Ofisteki çekmeceme keçiboynuzu meyvesi koydum. Yani tozu, unu falan değil, kabuğuyla meyvenin kendisini. Çayın yanında herkes kekini yerken ben de keçiboynuzu kemirmeye başladım. Kemirmek diyorum çünkü öyle kolay yenen bir şey değil. Takır tukur ısırarak, çekirdeklerini ayıklayarak yemek gerekiyor. Tadı zaten doğasından gelen bir tatlılıkta. Bir de el ve ağız oyalanınca çok iyi oluyor. Hem vakit geçiyor hem ağzınız tatlanıyor. Böylece etraftaki uyaranlar artık aklınızı çelmez oluyor. Tabii bir de keçiboynuzu astımlılar, üreme sorunları olanlar için de son derece faydalı. Yani hem tatlı isteğimizi gideriyor hem de çok faydalı.
İkinci yardımcım ise kuru kayısı meyvesinin içine kakao koymak olmuştur. Türk kahvesinin yanında resmen çikolata tadı veriyor. Kakao zaten kokusuyla bünyede bir çikolata etkisi yaratıyor. Onu bir de kuru kayısının ortasına koyduğunuzda, kayısıdan gelen şeker ile damakta bayağı bir çikolata etkisi yaratıyor. İki-üç ısırıkla, kahvenizi yudumlayarak yediğinizde yine nefsinizi öldüren, tatlı ihtiyacınızı gideren bir kurtarıcı oluyor. Hatta bence çok da lezzetli oluyor.
 
Glutensiz Yaşam İçin Mutfak Alışverişi
Glutensiz beslenmedeki en büyük fayda, aslında doymak için hayatınıza daha fazla gerçek besin sokmanız oluyor. Daha fazla sebze, kurubaklagil, yeşillik yemeniz gerekiyor. Bu da aslında beslenmenin en sağlıklı biçimi. Ne varsa bitkilerde, doğanın bize verdiği sapı, kökü olan şeylerde var.
Fakat bir süre sonra canımız poğaçalar, kekler çekiyor. Yıllardır sürdürdüğümüz alışkanlıklarımız var ve bunlardan vazgeçmek kolay olmuyor. İşte yine bu can istemeleri ile mutfak denemelerim başlamıştı. Rafine şekersizden sonra bir de glutensiz pişirmeler dosyası açıldı.
Glutensiz beslenmek demek, fabrikasyon veya insan yapımı, nişasta ve kıvam vericilerle elde edilmiş "glutensiz un"ları kullanmak demek değildir. Market raflarında "glutensiz un" adıyla satılan ürünler yüksek oranda nişasta içeriyor, aslında yararından çok zararı var. Kullanılabilir glutensiz unlar, doğasından glutensiz olan tahıl, yemiş, çekirdek ve meyvelerin unlarıdır.


Hibya Haber Ajansı

Okunma